21 Şubat, 2012

Maydanozlar Naşlayınca



gacıvari-laçovari / Maydanozlar naşlayınca...




Küçüklüğümde 50'li veya 40'lı yıllardan kalma bir film izlemiştim. Büyük ihtimalle Hollywood yapımıydı. Sanırım GILDA'ydı ya da ona benzer bir diva filmi. Başroldeki kadının saçlarını savurması o kadar etkilemişti ki beni, bende de bundan olmalı demiştim. Hep uzun hafif dalgalı saçlarım olsun istemişimdir. O zamandan beri o ukdedir bende. En sonunda geçen sene bugünlerde saç uzatmaya karar verdim.Genelde benim gibi böcek lubunyalar, üniversite yıllarında uzatmaya başlarlar. Her neyse, ben biraz sabırsız bir kızım. İnanılmaz değil mi, hala kızım; geriden! Neyse saçım iyi kötü uzadı. İnanmazdım, hakikatten de saçlar uzayınca lubunyalığım daha bir alıkılıyor. Ama ben her zaman tıraş olmuyordum yani yüzüme. Onun için beni entel falan zannediyorlardı. Hoş, memleketimde ha ibne ha entel, hepsi aynıdır ya, hadi neyse.

Yalnız bu saç işinin bakımı çok zormuş. İlk zamanlarda bu kadar olmuyordu ama uzadıkça dökülmeye başladı. Bu arada gacıdan çok, Ingiliz bir yazara benzemeye başladım. Aslında o da lubunyaymış. Ama ibneliği alıklıdığından ebedi kukuriğe doğru yol almış. Bir de bu bakım başıma çok iş aştı. Saça ayrı şampuan, kıça ayrı şampuan, aaaa dedim.

Olay sadece bakımla ilgili değil. Ben böcek olduğumdan pek gacı arkadaşım yok. Hoş belde nakka olunca, arkadaşın ne gacısı kalıyor ne bacısı! O da ayrı bir mesele. Benim de takıldığım birkaç gey vari arkadaşım var samimi, diğerleriyle madileştiğimden görüşmüyorum. Onlar da tutturdu, saçını kestir. Birkaç cıvır arkadaş var, onlar beni beğeniyor. Hoş onlar beni her halimle beğeniyor. Acaba aklıyorlar mı ne? Bu saatten sonra ablacılık da ne yakışır bana.

Bu arada bir tariz olayım oldu. Hala da sürüyor, Allah bozmasın! O da ayrı bir hikaye. Benim tariz de laço vari tiplerden hoşlanıyor. Yani alıktırmayacak tiplerden. Anlayacağın ben böcek, o benden böcek. Başladı saçını kestir diye. Başlarım hepinize dedim. Bir yıl boyunca uzasın diye bekle, sonra kestir. Aslında çok basit bir şey ama benim için nasıl büyük bir anlamı var, bir bilseler. Herkes karşısındakini kendisinin istediği şekilde görmek istiyor. Kimse karşısındakine bir şey sormuyor. Bencil ablam, bencil insanlar!

Yakın bir zamanda hafif bir buhran atlattım. Aslında sancısı uzun zamandan beri vardı. Her şey de üst üste gelince, belde de hoy. Git kuaföre. Kes dedim kökünden! Kuaför, saçını kesmeyim, kısaltayım dediyse de günler boyu süren buhran beni o koltuğa oturtmuştu artık. Aylarca uzasın diye beklediğim, savurmak istediğim maydanozlar naşlayacaktı. Asabım bozulunca elim boyuna saçıma gidiyordu. Artık arkadaşlar yine mi bir şeye sinirlendin diye söyleniyordu. Neyse, saçım kesildi. Hiç uzatmamıştım sanki. Aklıma hemen bir lubunya filmi geldi. O filmde lubunyanın teki, sevgilisi için saçlarını kestiriyordu çünkü manita madi işlere bulaşmıştı. Kendimi bir an o lubunya gibi hissettim.

Bir şekilde saçlar gitti ve ben laço vari bir görüntüye kavuştum. Gullüm alıkma benle. Hakikaten benim laço vari bir görüntüm olur, ara sıra. Halbuki ben bir kadınım. Hem de aşık bir kadın.

Asıl olaylar bundan sonra ilginçleşiyor. Ben ailemle kaldığımdan, ilk eve gittim. Annem çok beğendi. Bu arada bizimkiler beni bilir, lubunya olaraktan. Sonra yolda bir lubunya arkadaşla karşılaştım. O da çok beğendi ve hep böyle kal dedi.Ne demek lan bu! Sonra tarizle buluştum. Beni tanımadı. Sonra ben ona yaklaştım.Çok şaşırdı. Çok beğendiğini söyledi. Tabi adama benzeyince herkes beğeniyor nedense. Kadına benzeyince herkes ağız burun yapıyor. Cinsiyetçilik abla! Tarize dedim ki, “ne yani uzun olunca beğenmiyor muydun?”. Sonra lafı çevirdi ama yemezler. Herif oğlan düşkünü, pek gacı varilerden haz etmiyor. Kıçımın kenarı.

Daha sonra kimi gördüysem bir ilgi bir alaka, birkaç arkadaş dışında. Oha dedim yani! Bir saç kestirdim, herkes farklı davranıyor. Ayrımcılığın farkındaydım ama beğeni üzerindeki ayrımcılığın bu kadar farkında değildim.

Gey camiasında uzun saç pek tutmaz. Hep laçovari tiplerden hoşlanılır. Bir çoğu cinsiyet rollerini mollerini aştık dese de vardır gönüllerinde bir sikici horoz. Onun içinde çevrelerinde beğenecekleri tipler olsun isterler. Başlarım alayına! Yani abla, nasıl sonbahar yaprakları son demlerini yaşar ve bir huşuyla yere dökülür, maydanozlar da o misal naşladı benden. Aslında ben bunu bir romana dönüştüreyim. Adı da maydanozlar naşlayınca olsun. Amaaan, amma da saplantı oldu bende, kökü bende ne de olsa. Bu arada ucuz peruk nerde bulurum?

sürmelican

1 yorum:

  1. 2005 Haziran ayı için Gacıistanbul'a yazdığım yazı :)

    YanıtlaSil